ABD Dışişleri Bakanlığı, dünya genelinde 10 farklı dilde açtığı Twitter hesaplarına Türkçe''yi de ekledi.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı''nın, Arapça, Çince, İngilizce, Farsça, Fransızca, Hinduca, Portekizce, Rusça, İspanyolca ve Urduca''dan sonra, @ABDTurk adresiyle Türkçe Twitter hesabı açtığı bildirildi.
Açıklamada, bu sosyal medya hesaplarının, ABD Dışişleri Bakanlığı''nın dış politika konularında dünya genelindeki halkları bilgilendirmesi ve onlarla diyalog kurmasında bir kanal vazifesi gördüğü belirtildi.
Bakanlık açıklamasında, ABD''nin Ankara Büyükelçisi Francis J. Ricciardone''nin, “Türkiye''deki ABD Misyonu''ndaki dijital diplomasimize @ABDTurk''ün eklenmesi, Türkiye ile ilişkilerimize verdiğimiz yüksek önceliğin altını çizmektedir. Türk halkını bilgilendirebilmek ve onlarla diyalog kurabilmenin yollarını genişletme yolundaki uğraşımızı her zaman sürdürüyoruz” şeklindeki sözlerine yer verildi.
Açıklamada, @ABDTurk''ün, Türkiye''deki ABD Misyonu''nun Facebook, Twitter ve YouTube üzerinden mevcut erişimini tamamlayıcı nitelikte olduğu ve ABD''nin Türk hükümeti ve Türk halkıyla güçlü bir 21''inci yüzyıl ortaklığı inşa etme taahhüdünün yeni bir adımını oluşturduğu ifade edildi.
Büyükelçi Ricciardone''nin, @ABDTurk''ü başlatmak için, Türkiye-ABD ilişkileri konusunda 31 Ocak''ta Türkiye saatiyle 16.00''da bir saat sürecek bir Twitter toplantısı düzenleyeceğinin belirtildiği açıklamada, Türkiye''deki ABD misyonunun, @ABDTurk ya da “http://twitter.com/USEmbassyTurkey” adresinde bugün soruları kabul etmeye başlayacağı kaydedildi.
ABD Başkanı Barack Obama, ABD''yi en fazla turist çeken ülke haline getirmek istediğini söyledi.
Obama, Florida eyaletinin Orlando kentindeki eğlence merkezi Disneyworld''de yaptığı açıklamada, “Artık daha fazla turist olmasını istiyorum. ABD''nin dünyada turistlerin ilk geleceği yer olmasını istiyorum” dedi.
“Turistler tarafından daha fazla para harcanması, daha fazla şirketin, daha fazla çalışanı işe alması demek” diyen Obama, Florida''da ve ülkenin geri kalan bölgelerinde daha fazla iş imkanı yaratmak ve ekonomiyi güçlendirmek için somut önlemler almada kararlı olduğunu vurguladı.
11 Eylül saldırılarına atıfta bulunarak artık vize almanın kolay olmadığını belirten Obama, “Elbette, ulusal güvenliğimiz öncelikli ve bu değişmeyecek. Ancak ABD''ye daha fazla turistin gelmesini istiyoruz. Her ikisini de yapmamak için neden yok” diye konuştu.
Obama, Brezilya, Hindistan ve Çin''den gelen turistlerin ABD''ye gelişinin kolaylaştırılmasını da istedi.
Beyaz Saray''dan kısa süre önce yapılan açıklamada, Obama''nın turizm konusunda iş imkanlarını desteklemek amacıyla özellikle Çinlilerin ve Brezilyalıların vize almasını kolaylaştırarak ABD''yi turizm konusunda ilk sıraya taşımayı planladığı belirtilmişti.
Obama, birçok federal yönetime, turizm faaliyetlerinin harekete geçmesi amacıyla önlem almaları çağrısında bulunduğu bir kararnameyi bu sabah imzalamıştı.
Dünya Turizm Örgütü''ne göre ABD, 2010''da dünyada en çok turist çeken ülkeler arasında ikinci sırada yer aldı.
Listenin ilk sırasındaki Fransa 2010''da 77,1 milyon, ABD ise aynı yıl 59,8 milyon turist çekti.
Türkiye''nin Washington Büyükelçisi Namık Tan, Türkiye-ABD ilişkilerinde son yıllarda ilk kez bir yeni yıla çok pozitif atmosfer içerisinde girdiklerini belirterek, “Görünen odur ki bu hava, pozitif süreç devam edecek. Türkiye, bu ilkeli tutumunu sürdürmekte kararlı ve bu şekilde ilkeli politikalar izlediği sürece ki izleyecektir, karşı tarafta da aynı anlayışı görecektir diye düşünüyorum” dedi.
Kongre kanadında ise iç politik kaygılar daha ağırlıklı olduğundan, zaman zaman Türkiye''ye karşı girişilen davranışların kesileceğini beklemenin “çok gerçekçi olmadığını” belirten Tan, yine de Kongre''ye yönelik çalışmalara aynı kararlılıkla devam edeceklerini ama yönetimin de bu noktada desteğine ihtiyaçları olduğunu kaydetti.
Tan, AA muhabirinin 2012 yılındaki Türk-Amerikan ilişkilerine dair sorularını yanıtladı.
İki ülke arasındaki olumlu gidişatın sürebileceğini düşündüğünü belirten Tan, şöyle devam etti:
“Tabii ki hiç kimse bu hususta kesin cümlelerle konuşamaz. Çünkü, devasa dönüşümlerin, değişikliklerin olabildiği bir dünyada yaşıyoruz. Mesela geçen senenin bugününe bakın ne Arap Baharı vardı ne bugün geleceğimiz noktaya ilişkin kimsenin kafasında en ufak bir öngörü. Dolayısıyla bundan sonrasını kestirmek mümkün değil. Ama görünen odur ki bu hava, bu pozitif süreç devam edecek. Türkiye, bu ilkeli tutumunu sürdürmekte kararlı ve bu şekilde ilkeli politikalar izlediği sürece ki izleyecektir, karşı tarafta da aynı anlayışı görecektir diye düşünüyorum.”
2012 yılını Türk-Amerikan ilişkileri için “ciddi bir fırsat yılı” olarak değerlendiren Tan, “Çünkü son yıllarda ilk defa bir seneye çok pozitif bir atmosfer içerisinde giriyoruz. (2012 yılında) çıkarlarımızı daha genişletebilmeyi, ABD ile ilişkilerimizde daha mesafe alabilmeyi, özellikle ekonomik alanda biraz daha anlamlı gelişmeler sağlayabilmeyi hedeflemeliyiz. Bizim tarafımızda bu yönde irade mevcut, ABD tarafında da aynı iradenin olduğu bize belirtiliyor” dedi.
Tan, bu kapsamda 2012 yılının başı itibariyle Türkiye''den ABD ile temasları sıklaştıracak bazı ziyaretler olacağını ve içerikli görüşmeler yapılacağını kaydetti.
-İlişkilerde Kongre boyutu-
Tan, zaman zaman 1915 yılı olaylarına ve azınlıklara yönelik tasarılarla Türkiye''nin başını ağrıtan, Türkiye-İsrail ilişkileri konusunda çıkışlar yapan ABD Kongresi''nin Türk-Amerikan ilişkilerindeki boyutuyla ilgili soruları da yanıtladı.
Kongre''yi, “toplumun geniş kitlesine yayılmış, ülkenin her köşesinde belli başlı, değişik çıkar gruplarının kaygılarına cevap verme kaygısı da taşıyan, dolayısıyla zaman zaman daha çok iç politik kaygılarla hareket edebilen bir organ” olarak tanımlayan Tan, dolayısıyla, Türkiye''ye karşı girişilen bu tutumların “kesileceğini beklemenin çok gerçekçi olmadığını” kaydetti.
Amerikan halkının dış politikayla fazla ilgilenmediğini ve Kongre''deki 535 üyenin neredeyse yüzde 30''unun pasaportunun dahi bulunmadığını hatırlatan Tan, “Dolayısıyla bu ülkenin insanları daha ziyade iç politik kaygılarla, ekonominin mevcut durumuyla, kendi yaşam şartlarının iyileştirilmesi, daha iyiye götürülmesi şeklindeki bir takım kaygılarla bütün bu hareketleri yapıyorlar. Dolayısıyla Kongre''deki mevcut üyeler de zaman zaman bu iç politik kaygıları kendi seçim süreçlerinde bir manivela olarak kullanabiliyorlar” dedi.
Tan, geçtiğimiz günlerde Temsilciler Meclisi''nden geçen, Türkiye''deki Hristiyanların haklarına yönelik tasarının da bunun bir örneği olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Yapılan hareket yanlıştır. Türkiye''nin attığı adımlar konusunda bizatihi ABD Dışişleri''nin en üst düzeyde Bakan Clinton''ın ağzından Türkiye''ye takdir ifadeleri vardır. Şimdi bunlar hiç görmezden gelinerek böyle bir karar tasarısının altına imza atılması tamamen bu bir takım kitlelerin, seçmen grup veya çıkar gruplarının bir şekilde isteklerini tatmine yönelik bir çabadan öteye gitmemektedir. Bunun da tabi ilişkilerimize menfi yansıması olmakta, bizi rahatsız etmektedir. Biz, hiçbir zaman bu tür adımlar atmadık ve iç siyasetimizi dış politikamıza böyle hele hele bu kadar ucuz bir yaklaşımla hiç sokmadık. Bu bizi çok üzmüştür ve bunu asla kabul etmiyoruz. O tasarının orijinal metninde olan, ancak sonradan çıkarılan iddialar hiçbir şekilde Türkiye''nin ne kültüründe ne tarihinde vardır. Türk insanının, Türkiye''nin öyle bir anlayışı yoktur. Bundan sonra da bunların tamamen kesileceğini beklememek gerekir, bu diğer konularda da ortaya çıkacaktır ama biz çabalarımıza aynı kararlılıkla devam edeceğiz.”
Büyükelçi Tan, Türkiye''nin kendisini Kongre''ye anlatması sürecine, ABD yönetiminin de yardımcı olması gerektiğini belirterek, “Çünkü, bu Türkiye''nin tek başına yapacağı bir iş değil. Hatta sadece Türkiye değil, hiçbir ülkenin tek başına yapabileceği bir iş değil” dedi.
-“Türkiye ile ezeli muhalefet içinde olan bazı gruplar”-
Tan, Kongre''deki Türkiye''ye yönelik bu tür tasarıların özellikle Kongre''deki “Türkiye ile ezeli muhalefet içindeki bir takım gruplardan” çıktığına da işaret ederek, şunları kaydetti:
“Bu gruplar açısından, Türkiye''ye karşı adeta bir cephe oluşmuştur. Eskiden tek başlarına hareket eden bu gruplar, Türkiye''nin artan gücü karşısında daha sıkı kenetlenmekten ve hakikaten zaman zaman komik durumlara düşebilecek adımlar atmaktan dahi çekinmeyen bir politika benimsemişlerdir. Mesela, yerli Amerikalılar için Turkish Coalition of America''nın girişimiyle Kongre''ye sunulan kanun teklifine gösterilen tepkilere bakarsanız, ne kadar trajikomik bir duruma düştüklerini görürsünüz ve sadece Türkiye''ye muhalefet etmek için her türlü konuyu kullanabileceklerini ortaya koymuşlardır.”
-Arap Baharı ve Türk-Amerikan ilişkileri-
Tan, bir soru üzerine, “Arap Baharı''nın Türk-Amerikan ilişkileri üzerine çok olumlu etkisi olduğunu ve iki ülke arasındaki mevcut stratejik diyaloğun özellikle liderler seviyesinde çok daha iyi hale gelmesini sağladığını” söyledi.
ABD Başkanı Barack Obama ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan''ın sadece bu yıl 13 kez görüşmelerine işaret eden Tan, şunları kaydetti:
“Bu noktada görüşmelerin içeriğine de bakmak lazım. Başkan Obama niçin sık sık Başbakanımızı arıyor da diğer dünya liderlerinin görüş ve telkinlerine aynı şekilde müracaat etmiyor? Zira Türkiye Arap Baharı''nda son derece doğru ve ilkeli bir siyaset izlemiştir. Obama, bunu gördüğü için Başbakanımızın telkinlerine, görüşlerine, Türkiye''nin duruşuna itibar ediyor. Bu bizim için bir anlamda gurur verici bir gelişmedir. İlişkilerimizde bunun ne kadar devam edeceğini bilemiyorum ama ileriye baktığımız zaman Arap Baharı''nın epey bir zaman gündemimizi meşgul edeceğini düşünüyorum ve Arap Baharı gündemde olduğu müddetçe de bence ilişkilerimiz bu pozitif seyrini sürdürecektir.”
Tan, Türkiye''nin “dünyadaki diğer İslam ülkeleri içerisinde, demokrasi ve modernite ile İslam''ı bir arada yaşatmayı başarması, aynı zamanda laiklik, serbest pazar, parlamenter sistemi başarıyla uygulaması ve tüm Batı kurumlarıyla bağlantı kurmuş olmasıyla emsalsiz örnek teşkil ettiğini” belirterek, “Türkiye''nin Arap Baharı''nın idaresinde oynadığı rol küresel bir güç olarak ABD''nin dikkatini çekti ve ABD, Türkiye ile Arap Baharı altındaki bu devasa sınamanın idaresinde bizimle ilişkilerini daha güçlendirmeye gayret ediyor” dedi.
Ancak, Arap Baharı''nın, Türk-Amerikan ilişkilerinin tamamını değil, sadece bir unsurunu kapsadığına da dikkati çeken Tan, iki ülkenin dünyanın birçok yerindeki ve farklı alanlarındaki işbirliğine işaret etti.
-“Bizim kimsenin ne toprağında ne idaresinde ne rejiminde gözümüz var”-
Tan, Suriye konusunda ise, Türkiye''nin başka ülke veya çevrelerin beklentilerine göre değil, kendi halkı ve dış politika önceliklerine göre hareket ettiğini ve “ilkesel siyaset izlediğini” söyledi.
Bazı kesimlerin kendilerine “Daha dün sıcak ilişkiler içinde olduğunuz Suriye yönetimiyle neden gergin duruma geldiniz?” sorusunu yönelttiğini belirten Tan, bu kesimlere, “Türkiye''nin ülkelerle ilişkilerini o ülke halklarının beklenti ve istikametleri yönünde kurduğunu ve o dönemlerde de Suriye halkının yönetimiyle ilgili tepkisinin olmadığını söylediklerini” aktardı.
Tan, ancak halkın meşru talepleri gündeme gelince, Türkiye olarak mevcut yönetime en üst seviyeden başlamak üzere bizzat çok güçlü değişim mesaj ve telkinlerinde bulunduklarını hatırlatarak, “Dolayısıyla, bizim kimsenin ne toprağında ne idaresinde ne rejiminde gözümüz var. Bizim için öncelik olan yanı başımızdaki komşu ülke halkının huzur ve refah içinde yaşaması ve aynı zamanda bölgesel barışa da hizmette bulunmasıdır” dedi.
Türkiye''nin, bir ülkeye müeyyideler uygulanırken, yaptırımların halkı hedeflememesi ve uluslararası meşruiyet temeline dayanmasına dikkat ettiğini belirten Tan, bu noktada Suriye''de Arap Birliği''nin açtığı yolun meşruiyet açısından önemli olduğunu ama daha ötesindeki adımların BM kararları bağlamında yapılması gerektiğini kaydetti.
Tan, Türkiye''nin Suriye''deki muhaliflere desteklerine yönelik haberlere ilişkin olarak da Suriye''de yapılanacak bir muhalefetin meşru olabilmesi için tüm kesimleri kapsaması gerektiğini vurguladıklarını ifade etti.
-İran-
Tan, Türkiye-İran ilişkisinin bu yıl neden geçen yıl olduğu kadar ABD gündemini meşgul etmediğine yönelik soru üzerine, “Çünkü, işin başlangıcında tüm Batı camiasından ve başta ABD olmak üzere bazı müttefiklerimizden tepki gördüğümüzde, söylediğimiz şeylerin ne kadar ilkesel bir tutumu yansıttığı, ondan sonraki süreçte attığımız adımlarla görüldü” yanıtını verdi.
ABD''nin artık, Türkiye''nin başından bu yana “söylediği sözlere uygun şekilde, meseleye diyalog yoluyla ve diplomatik çözüm bulunabilmesini kolaylaştırmak amacıyla sadece İran ile P5 1 ülkelerini bir araya getirmek için gayret göstermek gibi ilkeli bir tavır içinde olduğunu” gördüğünü belirten Tan, şöyle devam etti:
“İstanbul''da bir araya gelip konuştular, bizim istediğimiz de zaten bunun ötesinde birşey değildi. Şunun da altını çizmek lazım ki biz o inisiyatifi de kendi kendimize almadık, hiçbir uluslararası inisiyatifi, tarafların rızası veya talebi olmadan kendi kendimize üzerimize almadık, bizim böyle ilkesel bir yaklaşımımız var. Bu konuda hem ABD hem de Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı''nın o zamanki başkanı El Baradey, bizzat Bakanımızı arayarak talepte bulunması suretiyle biz bu işin içine girdik. Dolasıyla ABD, o dönemde konjonktürel olarak, belki biraz da duygusal davranıp bizim hareketimizin ilkesel unsurunu iyi değerlendiremedi ama bugün geldiğimiz noktada bu iş anlaşılmıştır. O nedenle ABD bizim angajmanla neyi kastettiğimizi gayet iyi bilmektedir.”
Türkiye''nin NATO füze savunma sistemi kapsamındaki erken uyarı radarına ev sahipliği yapmasına yönelik soru üzerine de Tan, “Çeşitli çevrelerde, falanca ülkenin korunması için bunun yerleştirildiği veya filanca ülkeden gelecek tehdide karşı kurulduğu gibi bazı argümanlar var, bunlara itibar edilmemesi gerektiğine inanıyorum. Bu bir NATO mevzusu, bunun içine bir takım ülkeleri alıp koymaya çalışırsanız yanlış olur, soğukkanlılıkla değerlendirilmesi gereken bir husus. Bu argümanları uluslararası siyasi polemik yaratma beyanlarından ibaret olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
Amerikan Basketbol Ligi''nde (NBA) bir Türk oyuncunun ilk kez ilk 10 içinde yer aldığı NBA Seçmelerinde (Draft) milli basketbolcu Enes Kanter, Utah Jazz tarafından birinci tur üçüncü sıradan seçildi.
Mehmet Okur''la takım arkadaşı olan Kanter, Salt Lake City şehri takımında sıfır numaralı formayı giyeceğini açıkladı.
New Jersey eyaletinin Newark kentinde düzenlenen NBA Seçmeler gecesine milli basketbolcu, babası Mehmet Kanter, ABD''nin Florida kentinde bir lise takımında basketbol oynayan 16 yaşaındaki kardeşi Kerem Kanter ve Türk menajeri Max Ergül ile birlikte katıldı.
NBA Başkanı David Stern''in, takımların seçimlerini podyum arkasında sırasıyla öğrenip kürsüye gelerek beşer dakika arayla açıkladığı gecede, Kanter''in oldukça heyecanlı olduğu gözlendi.
İlk sırada seçme hakkı bulunan Cleveland Cavaliers, Duke Üniversitesi''nden Kyrie Irving''i, ikinci sıradaki Minnesota Timberwolfs Arizona''dan Derrick Williams''ı kadrosuna katarken, üçüncü sırada bulunan Utah Jazz tercihini milli basketbolcu Enes Kanter''den yana kullandı.
Utah Jazz şapkasıyla Amerikan ulusal medyasına poz veren Kanter, pek çok ulusal kanal ile radyoların canlı yayınlara katıldı, ardından da basın toplantısı düzenleyerek duygularını paylaştı.
Utah forması giyeceği 2011-2012 sezonunu, Amerikan Kolej Ligi NCAA''de cezası nedeniyle oynayamadığı Kentucky takımına ve taraftarlarına armağan ettiğini söyleyen Milli Basketbolcu, “Kentucky halkı beni aldığım cezaya rağmen destekledi. NBA''de önümüzdeki sezon oynayacağım tüm maçları ve sayılarımı Kentuckylilere ve takıma ithaf ediyorum. Utah Jazz beni seçtiğine hiç pişman olmayacak” dedi.
MEHMET OKUR AİLEMDEN BİRİ GİBİ
Utah''da “sıfır” numaralı formayı giyeceğini açıklayan 2.11''lik dev adam, “Öncelikli hedefimiz Utah''ı play-off''lara taşımak olacak. Mehmet Okur ile aynı takımda ve aynı pozisyonda oynamak da çok büyük bir şans. Okur, benim ailemden biri gibi. Bana çok şey öğreteceğini düşünüyorum” dedi.
Jazz Başkanı Randy Rigby de yaptığı açıklamada, takımı yeni baştan kurmaya çalıştıklarını, play-offlarda iddialı bir ekip yaratmayı arzuladıklarını kaydetti.
Seçmelerde üçüncülük dışında 12.lik hakkını da elinde bulunduran Jazz, Colorado''dan gelen Alec Burks''ü de kadrosuna katarak iki genç isim ile yeni sezona iddialı hazırlanacak.
BABASI FENERBAHÇE ÜLKERSPOR''U SUÇLADI
Seçmelerde oğlu Enes Kanter ile birlikte özel basketbolcu locasında oturan Mustafa Kanter ise yaptığı açıklamda, Kanter''in Fenerbahçe Ülkerspor''a imza atmadığı için Fenerbahçe takımı tarafından NCAA yönetimine yanıltıcı bilgiler verildiğini söyledi ve bu nedenle oğlunun bir yıl basketboldan uzak kaldığını ve Kolej Ligi''nde yer alamadığını ifade etti.
Mustafa Kanter, “Kentucky''de oynasaydı şimdi Drafta birinci sıradan gelecekti. Üçüncü olarak gelmesi de bizim için önemli, ilk kez bir Türk bu dereceyi alarak tarihe geçti. Oğlum daha çok genç, Utah Jazz ile büyük başarılara imza atacağına hiç şüphem yok” dedi.
Kanter''in menajeri Max Ergül de milli basketbolcunun NBA''de büyük bir yıldız olacağını umduğunu kaydetti. Enes Kanter, seçimlerin ardından bugün Utah eyaletinde takımın bulunduğu Salt Lake City şehrine geçerek burada idari ve teknik yönetimle biraraya gelecek.
TÜRKİYE, NBA''DE EN ÇOK YABANCI OYNATAN ÜLKELER ARASINDA İKİNCİ
Öte yandan Enes Kanter''in de Amerikan Profesyonel Basketbol Ligi''ne katılmasıyla, Hidayet Türkoğlu, Mehmet Okur, Ersan İlyasova, Semih Erden ve Ömer Aşık''ın ardından NBA''de oynayan Türk basketbolcu sayısı altıya yükseldi ve bir ilk gerçekleşmiş oldu.
Bu sayıyla Türkiye, NBA liginde 11 oyuncusu bulunan Fransa''nın ardından altı oyuncu ile geçen seneki ikincilikteki yerini pekiştirdi ve Almanya, Rusya, Litvanya, Yunanistan, İtalya gibi basketbolun ileri düzeyde oynandığı ülkeleri de NBA liginde geride bıraktı.
Ligde Hidayet Türkoğlu 11. yılına girerek Türkler arasında rekoru elinde bulundururken, Mehmet Okur da dokuz yıldır yer alıyor. NBA''de Ersan İlyasova Milwaukee Bucks ile üçüncü yılını doldururken, Semih Erden önce Boston Celtics, ardından Cleveland Cavaliers formasıyla Ömer Aşık da Chicago Bulls takımıyla “çaylak” sezonlarını tamamladılar. Ligde ayrıca, hem Türk hem de Gürcistan vatandaşı olan Zaza Pachulia da Atlanta Hawks forması ile mücadele ediyor.
Enes Kanter''in Mehmet Okur''unda formasını giydiği Utah Jazz''a transferiyle birlikte NBA''de ilk kez iki Türk oyuncu aynı takımda yer alacak.
ABD''de haziran ayında üretici fiyatları yüzde 0,4 düştü. Çalışma Bakanlığının açıkladığı verilere göre, üretici fiyatları geçen ay yüzde 0,4 geriledi. Böylece, 2010 yılı Şubat ayından bu yana en büyük düşüş kaydedilmiş oldu.
Düşüşte, enerji fiyatlarının yüzde 2,8 gerilemesi önemli bir etken oldu. Mayıs ayında ortalama 4 dolar olan benzinin galon fiyatı da 3,65 dolardan işlem görüyor. Haziran ayında gıda fiyatları yüzde 0,6 artış gösterdi.
Dalgalı seyreden gıda ve enerji maliyetleri dışarıda tutularak hesaplanan çekirdek üretici fiyatları ise haziran ayında yüzde 0,3 arttı. Mayıs ayında üretici fiyatları yüzde 0,2 artış göstermişti.
Öte yandan, Ticaret Bakanlığının açıkladığı verilere göre, haziran ayında perakende satışlar yüzde 0,1 artış gösterdi. Otomobil satışları dışarıda tutulduğunda, satışlarda çok küçük bir artış kaydedildi.
Bu arada, geçen hafta işsizlik maaşı için başvuranların sayısı 22 bin azalarak 415 bin oldu.
Anadolu Güneşi Müzik Topluluğu 20-25 Temmuz 2011 tarihleri arasında Kanada Ottawa Türk festivalinde konserler verecek.
Kanada programına 21 Temmuz akşamı Ottawa Büyükelçiliğimizde vereceği özel bir konserle başlayacak olan Anadolu Güneşi 22 Temmuz’da ise festivalin açılış konserine katılacak.
23-24 Temmuz’da ise festivalin Confederation Park konserlerine katılacak olan başarılı grup 2003 yılında Prof. Dr.Uğur Alpagut ve Kemal Bilsel Sarısözen’in çabalarıyla Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde kuruldu.
Şimdiye değin ABD, Avustralya, Çin, Pakistan, Makedonya, Macaristan, Almanya, Ürdün , Suriye ve Fransa’da konserler veren Anadolu Güneşi’ne Ankara Devlet Opera ve Balesi sanatçıları ile TRT sanatçıları destek verdi.
Kanada programına bu kez Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hayri Coşkun ve Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz’da katılıyor. Başta Ottawa Belediye Başkanı Jim Watson ve Carleton Üniversitesi Rektörü Dr. Roseann O’Reilly Runte ile görüşmeler yapacak olan heyet üst düzey temaslarda bulunacak.
Anadolu Güneşi kafilesinde bulunan müzikçilerin isimleri şöyle: Keman: Uğur Alpagut, Piyano: Kaya Güç, Klarinet: Fahrettin Ünal, Vurmalı: Yalçın Duran Baygın, Bağlama: Hasan Özçırpan ve Solist Deniz Yener Kekeç.
ABD'de, Amerikan yerli kabilelerine, sadece Türk şirketleriyle federal
hükümetin onayına gerek kalmadan ticaret yapma imkanı sunan "tarihi" bir yasa
tasarısı, Temsilciler Meclisi'ne sunuldu.
Turkish Coalition of America'nın (TCA) ciddi çabaları sonucunda, Kongre'deki
Amerikan yerlisi tek milletvekili, Yerli Amerikan Dostluk Grubunun Eşbaşkanı ve
Türkiye Dostluk Grubunun da üyesi olan Tom Cole, Temsilciler Meclisi'ne,
Amerikan yerlilerinin ekonomik gelişmesine katkıda Türkiye'ye "eşsiz" bir
pozisyon sağlayan bir tasarı sundu. Cole'un sunduğu 2362 sayılı tasarı,
"Amerikan Yerlileri Ticaret ve Yatırım Yasa Tasarısı 2011" adını taşıyor.
Amerikan yerli kabilelerine, sadece Türk şirketleriyle federal hükümetin onayına
gerek kalmadan ticaret yapma imkanı sunan tasarının, Temsilciler Meclisi Doğal
Kaynaklar Komitesi Kızılderili ve Alaska Yerlileri İşleri Alt Komitesi
tarafından önümüzdeki dönemde ele alınması bekleniyor. TCA'in öncülüğüyle, bu
alt komiteye, Türk girişimcilerinin de getirilerek, Türk girişimciliği hakkında
oturum yapılması da planlıyor.
Alt komiteden geçmesi halinde komitede oylanacak olan tasarı, burada kabul
edilmesinin ardından da Temsilciler Meclisi Genel Kuruluna getirilebilecek.
KONGRE'DE TÜRK DOSTLUK VE YERLİ AMERİKALI GRUBUNDEN TAM DESTEK...
Tasarı, Kongre'de yerli Amerikalılarla alakalı konularla ilgilenen önde gelen
milletvekilleri ve Türkiye Dostluk Grubu üyeleri tarafından destekleniyor.
Bunun yanında, ABD'nin özellikle son dönemde aralarındaki mevcut sorunları
gidermeye çalıştığı yerli Amerikalılar konusunda önemli ve olumlu teklifleri
gündeme getirmesi nedeniyle de tasarının kabul edilme olasılığı yüksek
bulunuyor.
Ayrıca, tasarıyla, Temsilciler Meclisi'nde Türkiye'nin imajına olumlu katkıda
bulunulacağı belirtiliyor. Hatta bazı çevreler, ilk kez böylesine bir tasarıyla,
Türkiye'nin Kongre'deki proaktif rolüne vurgu yapılacağı yorumunda bulunuyor.
TÜRKLERLE FEDERAL ONAYA GEREK KALMADAN TİCARET...
Tasarı ile, Amerikan yerli kabileleri ve Türk şirketleri arasında ticaret ve
yatırım ilişkileri desteklenerek, yerli Amerikalıların ekonomik kalkınmasının
kolaylaştırılması amaçlanıyor.
TCA'in yoğun çabaları sonucu ortaya çıkan tasarı, yasalaşması halinde hem
ABD'nin önemli sorunlarından yerli Amerikalıların ekonomik kalkınmasına önemli
katkıda bulunacak, hem Türk şirketlerin yerlilerin bölgelerine yatırımlarını
ciddi anlamda kolaylaştıracak, hem de Türkiye'nin ABD'deki olumlu imajını
güçlendirecek
Tasarı kanunlaşması halinde, sayıları 6'ya kadar çıkabilecek kabile veya kabile
konsorsiyumuna, Türk şirketleriyle federal hükümetin onayına gerek kalmadan
ticari bağlar kurması yetkisini tanıyor. Böylece, Türkiye, federal hükümetin
iznine gerek kalmadan Amerikan yerlilerinin çalışabileceği tek ülke konumuna
geçecek.
Bu düzenlemenin başarılı olması halinde, uzun vadede istenirse başka ülkelere
yönelik de benzer düzenlemelerin gündeme getirilebileceği belirtiliyor.
Düzenlemeyle ayrıca, tasarı kapsamındaki faaliyetler, federal fonlardan harcama
gerektirmeden, özel sektör entiteleri tarafından fonlanacak. Bunun da federal
hükümet açısından, yerli Amerikalıların ekonomilerini düzeltmeye yönelik
çabalarında kolaylaştırıcı unsur olacağı kaydediliyor.
"GERÇEK BİR ORTAKLIK"
TCA Başkanı Lincoln McCurdy, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, 2362 sayılı
tasarı sayesinde Türkiye ile ABD arasında gerçek bir ortaklığın ortaya çıktığını
gördüklerini söyledi.
ABD ve Türkiye'nin Ortadoğu'da demokrasinin teşvik edilmesi için birlikte
çalıştığını hatırlatan McCurdy, "Ancak, yerli Amerikan bölgelerinde
sürdürülebilir ekonomilerin inşa edilmesi için ortaklıklar kurulması, bu
ilişkiyi daha da geliştirecektir" dedi.
McCurdy, tasarıyı sunan milletvekili Cole'u da kutlayarak, "bu yenilikçi kanun
düzenlemesinin, ABD genelindeki yerli Amerikalılara yeni ticari aktivite
sağlayacağını ve Türkiye ile yerli Amerikan toplumu arasındaki bu heyecan verici
yeni ilişkiyi daha da güçlendireceğini" vurguladı.
McCurdy ayrıca, "Türk şirketlerinin inşaat alanında sahip oldukları güçle,
Amerikan yerlileriyle birlikte çalışmaya gösterdikleri ilgi biraraya
getirildiğinde, bu yasanın Türk şirketlerine, özel sektör ekonomik büyümesini
teşvik etme ve istihdam yaratmada eşsiz bir pozisyon sunduğunu" ifade etti.
Oklahoma'daki Quapaw Kabilesi Başkanı John Berrey de Türk ve yerli Amerikan
halklarının daha büyük ve derin ekonomik ve kültürel bağlar geliştirmek için
kendi ivmeleriyle bir araya gelmeye başladıklarını söyledi.
Berrey, "Bugün birbirimizin tarihleri ve inançlarını öğrenmeye olan ilgimiz
giderek artıyor. Bu yasa tasarısı, yerli Amerikan kabilelerine yeni küresel
ortaklıklar sunarken, uzun vadeli ekonomik yararların peşinden gitmeleri için
zemin yaratılmasına da katkı sağlıyor" diye konuştu.
AMERİKAN YERLİSİ ÖĞRENCİLERE TCA'DEN BURS...
TCA, yıllardır yerli Amerikalılar ile Türk halkı arasında köprüler kurmaya dönük
çabalara destek veriyor. 2008 yılından başlayarak Türkiye'de okumaya ilgi
gösteren yerli Amerikalı öğrencilere burslar sunan TCA, bu tarihten itibaren
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve Bahçeşehir Üniversitelerinin kendi
burslarından yerli Amerikalı öğrencilerin yararlanması için bu üniversitelerle
birlikte çalışıyor.
Bu kapsamda, İTÜ ayrıca, kabile bölgelerindeki altyapı konuları hakkında kabile
yönetimi yetkililerine danışmanlık vermeyi amaçlayan bir program da tasarlıyor.
TCA, geçen yılın Kasım ayında Amerikan yerlilerinin Türkiye'ye iş gezisini
düzenlemesini de sağlamıştı. Bu gezide yerli kabile liderleri, başta Dışişleri
Bakanı Ahmet Davutoğlu, dönemin Dış Ticaretten sorumlu Devlet Bakanı, şimdiki
Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın aralarında olduğu Türk yetkililerle bir araya
gelmişti.
12 Haziran 2011 tarihinde yapılacak olan 24. Dönem milletvekilliği genel
seçimleri için yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları 10 Mayıs’tan itibaren
gümrük kapılarında oy kullanmaya başladılar. Gümrük kapılarında oy verme işlemi
12 Haziran Pazar günü saat 17.’de sona erecek.
Gümrük kapılarında oy kullanacak olan Türk vatandaşlarının oy kullanırken
sıkıntı yaşamamaları için, ülkeye giriş ve ülkeden çıkış yaptıklarını gösteren
T.C pasaportlarını sandık kurulu başkanlarına göstermeleri gerekiyor.
T.C Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Kemal Yurtnaç
konuyla ilgili yaptığı açıklamada çifte vatandaşlığa sahip Türk vatandaşlarının
yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı olmaları halinde, T.C. pasaportlarını
göstererek oy kullanabileceklerini belirtti.
Yurtnaç açıklamasında “Kamuoyunda çifte vatandaşlığa sahip Türk
vatandaşlarının oy kullanamayacağına dair yanlış algılar oluştuğu görülmektedir.
Yasalara göre çifte vatandaşlığa sahip olanların seçme seçilme hakkından mahrum
bırakılmaları söz konusu değildir.” dedi.
Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı'ndan 12 Haziran 2011
seçimlerinde gümrük kapılarında oy kullanımıyla ilgili yapılan açıklama ise
şöyle:
GÜMRÜK KAPILARINDA OY KULLANMA İŞLEMLERİ
Yurt Dışı Seçmen Kütüğüne Kayıtlı vatandaşlarımız 12 Haziran 2011 tarihinde
yapılacak 24. Dönem Milletvekili Seçimleri için 10 Mayıs-12 Haziran tarihleri
arasında gümrük kapılarında oy kullanabileceklerdir. Oy verme işlemi 12 Haziran
günü saat 17:00’ye kadar devam edecektir ve Türkiye Cumhuriyeti pasaportu
dışında herhangi bir kimlik belgesi kabul edilmeyecektir. Vatandaşlarımızın oy
kullanabilmesi için;
• Yurt Dışı Seçmen Kütüğüne kayıtlı olmaları, (Vatandaşlarımız; Yurt Dışı
Seçmen Kütüğüne kayıtlı olup olmadıklarını Yüksek Seçim Kurulu’nun web sitesi (www.ysk.gov.tr)’de
Yurt Dışı Seçmen Sorgulama bölümünü kullanarak kontrol edebilirler)
• Türkiye Cumhuriyeti pasaportlarını Sandık Kuruluna tevdi etmeleri,
• Pasaportlarında ülkeye ‘GİRİŞ’ veya ülkeden
‘ÇIKIŞ’ yaptıklarını gösteren damgaların bulunması gerekmektedir.
Oy verme işlemi tamamlandıktan sonra Sandık Kurulu Başkanı pasaportun ilgili
yerine ‘OY KULLANMIŞTIR’ damgası vuracaktır.
Vatandaşlarımızın 24 saat oy kullanabilecekleri gümrük kapıları şunlardır:
• Hava Limanı: Şakirpaşa, Esenboğa, Antalya, Eskişehir,
Gaziantep, Hatay, Atatürk, Sabiha Gökçe, Adnan Menderes, Erkilet, Dalaman,
Bodrum-Milas-Güllük, Samsun, Trabzon Hava Limanı Gümrük kapıları;
• Deniz Limanı: Kuşadası, Çeşme, Deniz Limanı Gümrük
kapıları (Taşucu Deniz Limanında ise oy kullanma işlemi saat 10:00 ve 02:00
arasında yapılacaktır).
Vatandaşlarımız gümrük kapılarında oy kullanma işlemi hakkında ihtiyaç
duyabilecekleri detaylı bilgilere aşağıdaki internet linklerinden
ulaşabileceklerdir:
• 24. Dönem Milletvekili Seçimleri Takvimi
• Yurt dışı seçmen kütüğünün güncelleştirilmesinin usul ve esaslarını gösterir
Genelge
• 2011 yılı içinde yapılacak XXIV. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinde Yurt
Dışı Seçmen Kütüğüne kayıtlı seçmenlerin oy kullanma yöntemlerine ilişkin Yüksek
Seçim Kurulu kararı
• Taşucu Deniz Limanı Gümrük Kapısında oy verme saatlerine ilişkin Yüksek Seçim
Kurulu kararı Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı
Yabancılara ABD'de yasal göçmenlik statüsü tanıyan “green card” (yeşil kart) kurası (2012 Çeşitlilik Göçmen Vize Kura Programı-DV 2012) sonuçlarının, bilgisayar hatası nedeniyle iptal edildiği bildirildi.
ABD Dışişleri Bakanlığının açıklamasında, daha önce bakanlığın “dvlottery.state.gov” internet sitesinde açıklanan sonuçların, bilgisayar hatası nedeniyle iptal edildiği belirtildi. Açıklamada, sonuçların hatalı olarak yayımlandığı ve geçerli olmadığı kaydedildi.
Açıklamada, “Sonuçlar geçerli değil, çünkü ABD yasasının gerektirdiği şekilde adil ve rastgele seçim koşullarında gerçekleşmedi” ifadesi yer aldı.
Başvuru sahiplerine kura sonuçlarına dair yapılan bilgilendirmelerin geçerli olmadığı kaydedilen açıklamada, DV-2012 programına katılan kişiler arasında yeni bir kura çekilişinin yapılacağı duyuruldu.
Açıklamada, 5 Ekim 2010-3 Kasım 2010 tarihleri arasında geçerli başvuru yapanların yeniden başvuru yapmasına gerek olmadığı, başvuru sahiplerinin yeni kuraya dahil edileceği bildirildi.
Başvuru sahiplerinin, kura sonuçlarını öğrenmeleri için gerekli olan teyit numaralarının da değişmediği kaydedilen açıklamada, yeni kura sonuçlarının 15 Temmuz 2011 tarihi ya da ona yakın bir tarihte "dvlottery.state.gov" internet sitesinden duyurulacağı belirtildi.
Açıklamada, hatanın yarattığı rahatsızlıktan dolayı özür dilendi.
Amerikalı yetkililer de bu yılki kuralarda bilgisayar hatası nedeniyle, kurayı kazananların yüzde 90'ının, 30 günlük başvuru süresi içinde yapılan başvurulardan ziyade, ilk iki gün içinde başvuranlardan seçildiği bilgisini verirken, hatanın giderildiğini ve hiç kimsenin disiplin cezasına uğramayacağını söylediler.
ABD yönetimi, “Çeşitlilik Göçmen Vize Programı” çerçevesinde her yıl, dünyanın çeşitli ülkelerinden başvuranlar arasında yapılan çekiliş sonucunda, 50 bin civarında kişiye yasal göçmenlik statüsü veriyor. 2012 Çeşitlilik Göçmen Vize Kura Programına da 15 ila 20 milyon civarında kişinin katıldığı belirtiliyor.